PARABEN VE SLS TEHLİKESİ!

PARABEN VE SLS TEHLİKESİ!

Temizlik, hijyen ve bakım günlük hayatımızın bir parçası elbet. Kişisel temizlikten, evimize, kıyafetten, eşyaya kadar tüm alanlara özgü farklı farklı temizlik ürünleriyle dolu dolaplarımız. Tabiri caizse bir elimizde çamaşır suları bir elimizde çokça köpüren deterjanlar düşmüşüz bir mikrop öldürme, eşyaları parlatma derdine. Aman bol bol dökeyim de iyice çıksın şu kir toz, tüm evi deterjan kokusu da sardı mı görev başarıyla tamamlandı diyenlerdenseniz bu yazıya iyi kulak verin.

Farkında olalım ya da olmayalım elimizin altındaki birçok ürün içeriğindeki kimyasallar sebebiyle insan sağlığına ve çevreye geri dönüşümü olmayan müthiş zararlar vermekte. Bu kategoride sayabileceğimiz zararı uzmanlar tarafından onaylanmış kimyasal ürün listesi hayli kabarık. Bunlardan iki tanesi olan sls ve paraben ise son yıllarda kamuoyunda ve medyada bilinirliği biraz daha artan etken kimyasallardan. Nedir bu paraben ve SLS adlı sağlığı tehdit eden bir o kadar da içimizde olan kimyasal düşmanlar gelin yakından bakalım.

Paraben daha çok kozmetik ve bakım malzemeleri gibi farmasi ürünlerinde (krem, losyon, şampuan, makyaj malzemeleri, diş macunları vs. gibi) bakteri ve mantar oluşumunu engellemek, dayanılırlığı arttırmak ve raf ömrünü uzatmak için kullanılan düşük maliyetli bir koruyucu çeşididir. Ayrıca methylparaben, ethylparaben, propylparaben, butylparaben veya benzylparaben gibi türevleri vardır. Şayet ürün etiketinde bunlardan biri varsa elimizdeki ürünü rafa geri koymamız bizim yararımıza olacaktır. Özellikle şampuan, diş macunu ve sabun gibi hemen hemen her gün ve hepimiz tarafından kullanılan ürünlerin içindeki paraben cildimiz tarafından emilip kana geçtiği için vücutta belli seviyede birikimi kanseri tetikliyor. Yapılan araştırmalar sonucunda parabenin endoktrin sistemini üzerinde olumsuz etkilerinin olduğu da bir diğer ‘’free paraben’’etiketli ürün arayış sebebi.

Bir diğeri ise SLS şeklinde kısaltılan fakat etkileri oldukça zararlı olan Sodium Lauryl Sulfat. Deterjanlarımızın, şampuanlarımızın köpürmesini sağlayan maddenin ta kendisi. SLS en yaygın kullanım alanı ise şampuanlar. SLS li şampuanlar saç foliküllerine ve kök hücrelerine zarar vererek neredeyse çoğumuzun canını sıkan saç dökülme problemlerine yol açıyor. Aynı zamanda alerjen etkisi ve cilt kuruluğuna da davetiye çıkarıyor. Kalitesiz ve bilinçsiz ürün tüketimi yapmanın, aslında sonrasında bir o kadar çaba ve para sarfetmemizle adeta kısır döngüye dönüştüğü ve cebimizi daha fazla yaktığı da bir başka gerçek.

Belki adını ilk defa duyduğumuz bu kimyasallar hayat kalitemizi ve sağlığımızı yavaş yavaş ve sinsice tehdit ediyorlar. Ne yazık ki birilerinin insan sağlığını hiçe sayması, ucuz maliyet kaygısı yüzünden sağlıklı olmak adına yaptığımız temizlik eylemi aksiyle sonuçlanıyor. İşin özü köpükler sandığımız kadar masum değilmiş onu anlıyoruz. Buraya kadar olumsuz bir tablo gördük ama çözümsüz değil elbette. Paraben ve SLS tehlikesinin farkında, kimyasala karşı doğal olandan yana birçok organik üreticisi bizimle. Sağlığı ve hayatı önemsemeyi birincil ilke olarak belirleyen marka ve firmaların ürün seçeneklerini tercih etmek beraberinde bize sürdürülebilir bir dünya ve yaşam getirecektir unutmayalım.

 

Organik günler dileriz.

Selin Bozdağ Toprak

 

GÜZEL OLACAĞIM DERKEN SAĞLIĞINIZDAN OLMAYIN!

GÜZEL OLACAĞIM DERKEN SAĞLIĞINIZDAN OLMAYIN!

Antik çağlardan bugüne popülerliğini giderek arttıran bir alışkanlık. Birçok kadının vazgeçilmezi. Neyden mi bahsediyorum? Tabi ki de ayna karşısında bıkmadan usanmadan vakitlerimizi geçirdiğimiz makyaj tutkumuzdan. Her kadın olmasa da birçok kadın için makyaj yapmak adeta temel bir ihtiyaç olmuş durumda. Kimimiz yüzümüzdeki sivilce, kızarıklık gibi kusurları örtmek için fondateni çantamızdan eksik etmezken, kimimiz “eyelinersız asla!” diyoruz.

Makyaj ihtiyacının altında yatan sosyolojik ve psikolojik birçok neden mevcut, fakat orası ayrı bir yazının konusu. Ne dersek diyelim günümüz dünyasında makyaj sektörüne olan ilgi reklamlardan, billboard afişlerinden ve sosyal medya üzerinden gördüğümüz üzere adeta çığ gibi büyümekte. Girdiğimiz bir kozmetik mağazasında hem ürün hem marka çeşitliliğinden başımız dönüyor, kafamız karışıyor çoğu zaman. Hangisi daha kalıcı, cildimizde daha güzel duruyor anlayalım diye testerları deniyoruz. Ancak sadece kalıcılığa, cildimizle olan uyumuna bakmak yeterli mi?

Eğer bilinçli bir kozmetik tüketicisi isek ne şanslı bize ki öncesinde içindekiler kısmına bakarız mis gibi. Şayet aksi ise vay halimize ki bizi güzelleştirecek diye medet umduğumuz o sağlıksız, kimyasal dolu, parabenli,  alüminyumlu ürünleri sepete attık bile! Yapılan araştırmalarda kadınların vücutlarına makyaj yoluyla 2 kg kadar kimyasal aldıkları tespit edilmiş. Bunun bakkal amca bana 2 kilo kimyasal versen de yesem demekten hiçbir farkı yok zannımca. Kulağa komik gelse de maalesef bunlar bilinçlenmemiz adına önemsiyorum.

Bir de özellikle üzerinde durmak istediğim biraz daha ayrıcalıklı bir makyaj ürünü var ki, o da göz kalemi. Göz kalemi bu ürünlerin içinde en çok tercih edilen ürün çünkü. Makyaja dair tek malzemesi göz kalemi olan pek çok kadın var. Piyasada renk renk satılan bu kalemlerin kalıcılığı için balmumu, yağ ve silikon gibi gözyaşı kuruluğuna ve çeşitli alerjik reaksiyonlara sebebiyet veren maddeler kullanılıyor. Sonuç olarak çeşitli göz rahatsızlıkları, bulanık görme, tahriş vs. gibi sıkıntılar baş gösteriyor. Hele ki son zamanlarda yoğun dumanlı makyaj trendi, bilinçli olmayan tüketicilerin sağlığı için daha da katmerli bir sorun olmaya başladı maalesef.

Peki diyelim ki artık kozmetiğin güzellik sihrinden ibaret olmadığının farkına vardık, ee şimdi makyajla vedalaşacak mıyız? Hayır. Elbette ki bu makyajı, kozmetiği hayatımızdan çıkarmamız gerektiği anlamına gelmiyor. İşte burada her şeyin en doğal, en katışıksız, hem insanla hem çevreyle uyumlu olanı, organik makyaj alternatifi imdadımıza yetişiyor. Tamamen doğal yollarla elde edilmiş, bilhassa belli başlı organik ürün sertifikalarına sahip ürünler tercih etmek, bugün sizi güzel gösterip yarın sağlığınızdan edecek ürünlerin aksime sağlıklı bir güzellik katacaktır size. Asıl mesele de bu değil mi zaten?

 

Organik günler dileriz.

Selin Bozdağ Toprak

Köpük Balonlar Sandığımız Kadar Masum Mu?

Köpük Balonlar Sandığımız Kadar Masum Mu?

Hepimiz sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürdürmek isteriz. Hele ki söz konusu minik yavrularımız olduğunda daha bir titizlenmemek elde değil. Ebeveynler olarak çocuklarımızın bedensel ve zihinsel olarak sağlıklı bir gelişim göstermesi için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz elbette. Kimi zaman katkı maddesi içerdiğini, zararlı olduğunu düşündüğümüz çikolataları miniklerimiz ulaşamasın diye evimizin en ücra köşelerine saklıyoruz. Yeri geliyor komşu teyzeden aldığımız organik, ev yapımı tarifleri uygulamaya çalışıyoruz. Gıda ve beslenme konusuna biraz daha eğildiğimiz, bu konuda gün geçtikte daha da bilinçlendiğimiz az çok hepimizin malumu. Peki ya bunların yanı sıra evimize giren, olmazsa olmazımız temizlik ve hijyen ürünleri konusunda yeteri kadar bilinçli miyiz, ne dersiniz?

Mesela aldığımız ürünlerin öncelikle paraben, alüminyum, SLS gibi zararlı kimyasal maddelerden arınmış olduğuna emin miyiz? Belki de adını duymadığımız veya masum olduğunu zannettiğimiz bu tehlikeli maddelerden bahsedelim biraz da. SLS (Sodyum Lauryl Sülfat) elimizin altında sürekli bulunan, gündelik hayatımızda en çok kullandığımız temizlik malzemelerimizden olan bulaşık deterjanları ve sabunlarımızın köpürmesini sağlayan kimyasallardan. Mikroplardan arınsın diye sürekli elini yıkamasını istediğimiz kızımıza ellerini yıkarken iyice köpürtmesini söyleriz ki elleri tertemiz olsun, mikroplar kırılsın. Ya bu köpüğün SLS adlı orta tehlikeli olarak sınıflandırılan tahriş edici kimyasaldan kaynaklandığını bilsek, hala aynı tembihte bulunabilir miydik? Pek sanmıyorum. Belki de çoğumuz maruz kaldığımız zarar ve tehlikeden bihaberiz.

Bu malzemeleri sadece temizlikte değil, zaman zaman çocuklarımızın eğlence aracı olarak da kullanabiliyoruz. Örneğin bulaşık deterjanından balon köpükcükleri yapmak gibi. Çocuklar için keyif verici olan bu aktivite maalesef bulaşık deterjanı kullanımı ile zararlı bir hale dönüşüyor. Oyun esnasında çeşitli petrokimyasallardan elde edilen bu deterjanlardan oluşan köpüklerle çocukların hassas cildi temas ediyor. Dahası kontrol altında olmayan bazı çocuklar bu deterjanlı suları bilemeyerek içebiliyorlar. Tüm bunları düşündüğümüzde, hem çocuklarımızın sağlığı hem de içimizin rahatlığı için elimize geçen ürünleri sorgulamadan, incelemeden tüketmememiz gerektiğini bir kere daha anlıyoruz. Önce bir bakalım ürünün kimyasal içerip içermediği ve doğayla uyumlu olup olmadığına. Bu bilince vardıktan sonrası ise kolay, hem organik hem ekonomik kullanımı olan birçok alternatif ürün mevcut. Bu noktada tamamen doğal, renklendirici ve koruyucu içermeyen hem de mis gibi altıncık kokusuyla çocuklarınızın hem güvenli bir şekilde eğlenebileceği hem de hijyenlerini sağlayabileceği köpük sabunumuzu denemenizde fayda var derim. Unutmayalım, sağlık her şeyin başı!

Organik günler dileriz.

Selin Bozdağ Toprak

Bebek kıyafeti deyip geçmeyelim!

Bebek kıyafeti deyip geçmeyelim!

Organik kelimesi son yıllarda sıkça kulağımıza çalınan bir kavram. Modernleşme ve endüstrileşmeyle birlikte organik ürünler ve organik yaşam daha da çok revaç buldu. Sebebi ise yapay olandan ‘’doğal’’ olana yönelmeye olan ihtiyacımızın artması diyebiliriz. Aslında yaşamımız ‘’tüketme’’ ve bir yandan da ‘’üretme’’ faaliyeti üzerine kurulu. Doğada olanı hiçbir katkı maddesi(ilaç, hormon, kimyasal, koruyucu vs.) eklemeden tükettiğimiz ve ürettiğimiz sürece sağlıklı ve ‘’organik’’ bir yaşama sahip olabiliriz.

Günümüzde gıdadan kozmetiğe, oyuncaktan kıyafete kadar birçok alanda organik ürüne yöneliş var. Özellikle yetişkinlere göre çok daha hassas bir bünyeye ve cilde sahip olan bebek ürünlerinin kimyasal ve kanserojen içerikli olmaması konusu son zamanlarda iyice gündemde. Bebeğimizin beslenmesi ne kadar önemliyse hassas tenine değen giysilerin de sağlıklı ve organik olması bir o kadar önemli.

Cildimize temas eden maddelerin yarısından fazlası gözenekler vasıtasıyla emiliyor. Özellikle ipliklerde kullanılan sentetik boyalar, ağartıcı kimyasalların olumsuz birçok yan etkisi bulunuyor. Defalarca yıkanmasına rağmen bu kimyasallar çok güçlü oldukları için tamamen çıkmıyor ve sağlığı tehdit ediyorlar. Bu gibi ürünler hassas bebek cildinde kızarıklık, kaşıntı gibi gözle görülebilen çeşitli tepkilere de yol açabiliyor. Bunlarla beraber pamuk ise sağlıklı, ciltle uyumlu en elverişli tekstil hammaddesi olarak biliniyor. Fakat ne yazık ki günümüzde pamuk üretiminde de çeşitli suni tarımsal kimyasallar kullanıldığını biliyoruz. Bu gibi sentetikleri içermeyen, GDOsuz tamamen doğal yollarla üretilmiş pamuk ise organik ve tercih edilmesi gereken hammadde olarak yerini alıyor. Organik pamuğun yanında aynı zamanda son yıllarda tekstilde bambu başta olmak üzere kayın ve soyadan elde edilen ekoloji ve insan sağlıyla uyumlu hammaddeler ise bir diğer alternatifimiz. Hal böyleyken mini minnacık bebeklerimizi özenerek giydirir, vitrinlerden renk seçerken giysimizin hammaddesi ve organiklik uyumunu da es geçmiyoruz değil mi anne babalar?

 

Organik günler dileriz.

Selin Bozdağ Toprak