GÜZEL OLACAĞIM DERKEN SAĞLIĞINIZDAN OLMAYIN!

Antik çağlardan bugüne popülerliğini giderek arttıran bir alışkanlık. Birçok kadının vazgeçilmezi. Neyden mi bahsediyorum? Tabi ki de ayna karşısında bıkmadan usanmadan vakitlerimizi geçirdiğimiz makyaj tutkumuzdan. Her kadın olmasa da birçok kadın için makyaj yapmak adeta temel bir ihtiyaç olmuş durumda. Kimimiz yüzümüzdeki sivilce, kızarıklık gibi kusurları örtmek için fondateni çantamızdan eksik etmezken, kimimiz “eyelinersız asla!” diyoruz.

Makyaj ihtiyacının altında yatan sosyolojik ve psikolojik birçok neden mevcut, fakat orası ayrı bir yazının konusu. Ne dersek diyelim günümüz dünyasında makyaj sektörüne olan ilgi reklamlardan, billboard afişlerinden ve sosyal medya üzerinden gördüğümüz üzere adeta çığ gibi büyümekte. Girdiğimiz bir kozmetik mağazasında hem ürün hem marka çeşitliliğinden başımız dönüyor, kafamız karışıyor çoğu zaman. Hangisi daha kalıcı, cildimizde daha güzel duruyor anlayalım diye testerları deniyoruz. Ancak sadece kalıcılığa, cildimizle olan uyumuna bakmak yeterli mi?

Eğer bilinçli bir kozmetik tüketicisi isek ne şanslı bize ki öncesinde içindekiler kısmına bakarız mis gibi. Şayet aksi ise vay halimize ki bizi güzelleştirecek diye medet umduğumuz o sağlıksız, kimyasal dolu, parabenli,  alüminyumlu ürünleri sepete attık bile! Yapılan araştırmalarda kadınların vücutlarına makyaj yoluyla 2 kg kadar kimyasal aldıkları tespit edilmiş. Bunun bakkal amca bana 2 kilo kimyasal versen de yesem demekten hiçbir farkı yok zannımca. Kulağa komik gelse de maalesef bunlar bilinçlenmemiz adına önemsiyorum.

Bir de özellikle üzerinde durmak istediğim biraz daha ayrıcalıklı bir makyaj ürünü var ki, o da göz kalemi. Göz kalemi bu ürünlerin içinde en çok tercih edilen ürün çünkü. Makyaja dair tek malzemesi göz kalemi olan pek çok kadın var. Piyasada renk renk satılan bu kalemlerin kalıcılığı için balmumu, yağ ve silikon gibi gözyaşı kuruluğuna ve çeşitli alerjik reaksiyonlara sebebiyet veren maddeler kullanılıyor. Sonuç olarak çeşitli göz rahatsızlıkları, bulanık görme, tahriş vs. gibi sıkıntılar baş gösteriyor. Hele ki son zamanlarda yoğun dumanlı makyaj trendi, bilinçli olmayan tüketicilerin sağlığı için daha da katmerli bir sorun olmaya başladı maalesef.

Peki diyelim ki artık kozmetiğin güzellik sihrinden ibaret olmadığının farkına vardık, ee şimdi makyajla vedalaşacak mıyız? Hayır. Elbette ki bu makyajı, kozmetiği hayatımızdan çıkarmamız gerektiği anlamına gelmiyor. İşte burada her şeyin en doğal, en katışıksız, hem insanla hem çevreyle uyumlu olanı, organik makyaj alternatifi imdadımıza yetişiyor. Tamamen doğal yollarla elde edilmiş, bilhassa belli başlı organik ürün sertifikalarına sahip ürünler tercih etmek, bugün sizi güzel gösterip yarın sağlığınızdan edecek ürünlerin aksime sağlıklı bir güzellik katacaktır size. Asıl mesele de bu değil mi zaten?

 

Organik günler dileriz.

Selin Bozdağ Toprak

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *