YUMURTA SEKTÖRÜNDE BİLMEDİKLERİMİZ

Protein deyince aklımıza gelen ilk gıdalardan biridir yumurta. Mineralce zengin oluşu, besleyici ve tok tutuculuğu, kahvaltıda soframızdan eksik etmemeye çalışmamızın başlıca sebepleri arasında. Hele ki anneler olarak bu protein deposundan çocuklarımız mahrum kalmasın diye az uğraş vermediğimiz başka bir gerçek. Buraya kadar bahsettiklerimiz birçoğumuz için sıradan bilgiler evet, peki ya alıp eve getirdiğimiz her yumurta gerçekten “faydalı” kategorisine giriyor mu sorusu? Son zamanlarda market raflarında, pazar tezgahlarında farklı isim ve etiketlerde sunulan yumurtaların tüketicinin kafasını bir hayli karıştırıyor. Piyasada bildiğimiz normal yumurtalara ek olarak, “gezen tavuk yumurtası” ve “organik yumurta” olarak isimlendirilen çeşitler mevcut. Tam olarak ne anlama geliyorlar, aralarında ne gibi farklar var? Öncelikle bu noktadaki ayrımı belirleyen esas meselenin tavukçuluk sektörü olduğunun altını çizelim. Bir yumurtanın kalitesini  elbette kaynağının yani tavukların yetiştirilme ve beslenme şartları belirliyor.

İlk olarak “normal yumurtadan” başlayalım. Normal yumurtalar fabrikasyon yöntemiyle, konvansiyonel tavukçulukla elde ediliyor.  Bu yöntemde amaç belirli kapasitedeki bir alana maksimum sayıda hayvanı sığdırabilmek. Dolayısıyla tavuklar balık istifi diyebileceğimiz bir şekilde katlı kafeslerde tutuluyorlar. Hal böyle olunca da tavukların hareket alanı bulunmuyor ve kanat çırpma, kendini temizleme, eşeleme gibi fizyolojik ihtiyaçlarını yerine getiremiyorlar. Birbirlerine zarar vermemeleri için gün ışığı yerine loş bir ışıkta, havalandırmanın yetersiz olduğu bir ortamda yaşamlarını sürdürüyorlar. Bunların yanında tavuklar GDO’lu yemlerle ve antibiyotik kullanılarak besleniyor. Bu şartlar altında yetiştirilen tavuklardan elde edilen “normal yumurtaların” sağlıksız oluşu da maalesef normal (!)

Bir diğeri ise normal yumurtaya göre yüksek fiyatlı ve ismindeki çağrışımdan dolayı organikmiş gibi algılatılan “gezen tavuk yumurtası”. Kimilerinin serbest dolaşan tavuk diye de nitelendirdiği bu terminolojinin temeli İngilizcedeki “cage-free” ve “free-range” kavramlarına dayanıyor. Türkçesi kafeste olmayan anlamına gelen cage-free yöntemi, tavuklara fabrikasyon yönteminden bir tık(!) daha fazla yaşam alanı ve özgürlük veriyor. Endüstriyel üretimdeki gibi kafes içinde olmasa da tavuklara sunulan alan büyütülmüş bir kafes mantığında. Aynı şekilde ticari yem, antibiyotik ve hormon kullanımı söz konusu. Bunun yanında tavuklar gaga kısaltması gibi işlemlere de maruz kalıyorlar. Kısacası  gezen tavukların sandığımız gibi doğada özgürce, keyiflerince gezip dolaştıkları yok ne yazık ki. Free-range de ise belirli zaman aralıklarında gün ışığına çıkıp, gezebilme hakları olmasına karşın yine yukarıda saydığımız sentetik yemler, hormon vs. kullanımında maalesef bir fark yok.

Gelelim hem iç rahatlığıyla hem de lezzetle yiyebileceğimiz organik yumurtalara. Bir yumurtayı organik yapan nedir dersek, cevabımız öncelikle suni olan hiçbir şeyin tavukla etkileşim halinde olmaması olacaktır. Bulundukları tesislerde yeterli serbest gezme alanlarına sahip olan tavuklara eziyet verecek her türlü uygulamadan kaçınılması ise diğer bir artısı. Tavuklarda, antibiyotik kullanımına ancak hastalık halinde ve maksimum 3 kere uygulanabilme sınırıyla izin veriliyor. Daha fazlasında ise tavuk organik üretim zincirinden çıkarılıyor. Velhasıl, sarısı ya da beyazı fark etmeden bu kadar hassas davranılan bir üretimin sonucu bizlere hem sağlıklı, hem de lezzetli tavuk yumurtaları vaat ediyor!

 

Organik dolu günler dinleriz,

Selin Bozdağ Toprak

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *