Organik Kozmetik Kullanmak Neden Önemli?

Organik Kozmetik Kullanmak Neden Önemli?

Son zamanlarda ağızdan ağıza bir ORGANİK propogandasıdır gidiyor. Herkes organik yumurtanın, tavuğun faydalarını tartışır olmuş. Kimisi bu işi gerçekten biliyor, öneminin farkında. Kimi ise sadece kulaktan dolma, herkes organik yumurta iyidir dediği için bu yola girmiş. Evet organik gıda üretimi de tüketimi de insan sağlığı ve çevre sürdürülebilirliği için son derece önemli.

Ancak gıda ürünlerinin yanında organik üretim ve tüketim konusuna dikkat edilmesi gereken bir başka sektör daha var ki görünmez bela, KOZMETİK. Günlük hayatımızın her anında kullanıp, bir şekilde maruz kaldığımız kozmetik ürünlerini sadece makyaj malzemeleri olarak değerlendirmemek lazım. Elinizi yıkamak için kullandığınız sabundan, şampuana, odanız güzel koksun diye kullandığınız oda parfümünden el kremine, koltuk altınıza sürdüğünüz roll-ondan ruja aslında hepsi birer kozmetik ürünüdür, ve sağlığınız için önemli miktarda tehdit oluşturabilme potansiyeline sahiptir. Bir de bu kozmetiklerin yeni doğan bebekler için kullanılan şampuan, bebek yağı, pişik kremi, vücut losyonu gibi versiyonları var ki onlar bir tık daha fazla önem taşımakta, zira dünyaya yeni gelmiş minicik bir vücuda yabancı maddelerin teması hiç hoş bir durum değildir. Daha kendi yağ dengesini bile kurmayı başaramayan o tazecik deri, benzin, alkol, paraben gibi maddelere uyum sağlamak zorunda bırakılmamalıdır. Köpür köpür köpüren şampuanların aslında tertemiz olan minicik yavrunuzun cilt pH’ına zarar verdiğini lütfen unutmayın. Yurt dışında ebeler yenidoğan bebeklerin banyolarına eser miktarda oleik asit oranı çok düşük soğuk sıkım doğal zeytiyağı damlatılmasını öneriyorlar. Evet yanlış duymadınız, bebeğiniz 2 hatta 3 aylık olana kadar ona hiçbir şampuanı kullanmak zorunda değilsiniz.

Az önce kozmetik ürünler için tehdit kelimesini kullandım, çünkü gerçekten içeriklerinde kullanılan kimyasalların başka ne işlerde kullanıldığını biliyor olsanız siz de beni çok iyi anlarsınız. Burada size birkaç tanesini sayıp, açıklamak zorunda hissediyorum kendimi belki biraz fikir verir diye.

Dibutil fitalat, plastikleştirici olarak bilinen bir kimyasaldır, ve genellikle yapıştrıcılarda ve matbaa mürekkeplerinde katkı maddesi olarak kullanılır. Aynı zamanda ojenin ham maddelerinden biridir.

Paraben, kozmetik ürünlerin neredeyse %80’ninde kullanılan koruyucu bir kimyasaldır. Ürünlerin raf ömürlerini uzatan paraben, insan cildi tarafından hızlıca emilerek, sağlık açısından oldukça fazla yan etkilere sebep olmaktadır. Ciltte oluşacak hassasiyetlerin yanında, hormonal sisteme baskı yapma ve kansere sebep olma gibi olumsuz sonuçları olabileceğine dair araştırma sonuçları bulunmaktadır.

Sodium Laureth Sulfate (SLS), özellikle temizlik ürünlerinde kullanılan yüzey aktif bir kimyasaldır. Fabrikalarda boru hatlarının temizliğinde kullanılan SLS’in en önemli özelliklerinden biri fazlaca köpürüyor olmasıdır. Bunun yanında orta derecede tehlikeli olarak belirtilen SLS, ciltte tahrişe neden olup, vücuda emildiğinde daha birçok hastalığa zemin oluşturabileceği bilinmektedir.

Bu liste böylece uzar gider, hatta bu yazıyı yazarken birara sadece kozmetikte kullanılan kimyasalları ve zararlarını özetleyen bir liste yayınlamaya karar verdim. Daha ayrıntılı bir çalışma olacaktır. Tabi tüm bu kimyasalların insan vücuduna olan zararlarının yanında üretim ve tüketim prosesleri sırasında çevreye verilen zararların da haddi hesabı yoktur. Kısıtlı kaynaklara sahip olduğumuz bu evrene kendi elimizle zarar vermek yapmak isteyeceğimiz en son şey olmalı.

Peki tüm bu zararlılardan korunmanın yolları neler, hadi bebeği doğal yağlarla nemlendirdik, oda parfümünü de hayatımızdan çıkarıp bolca temiz hava ile sorunu çözdük, ruj da olmazsa olmaz değil sonuçta ama şampuan kullanmadan nasıl yaşarız? Dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız da.. Hepimizin hayatında vazgeçemeyeceği bazı kozmetik ürünleri vardır, temizlik amaçlı veya bakım amaçlı kullandığı. Ancak yine hepimizin olmasa da olur gözüyle baktığımız zararlılar da vardır çantasında. İşte yapmamız gereken ilk şey o olmasa da olur dediğimiz ürünleri hayatımızdan bir hamle de çıkarıp atmak, olmazsa olmazların yerlerine de zararsız alternatiflerini bulmak olacaktır. En azından kendimizce bir öncelik listesi hazırlayıp, en önemlisinden en az önemlisine doğru hareket edebiliriz.

Ne mutlu ki artık dünyada ve ülkemizde de sağlıklı yaşama dair farkındalıkta artış gözlenmekte. Özellikle bebek ürünleriyle başlayan bu hassasiyet, yavaş yavaş tüm ürünlere doğru gelişme gösteriyor. Artık Türkiye’de yerli yada yabancı çokça organik kozmetik ürünü mevcut ancak bizler maalesef farkında değiliz. Halbuki biraz dikkatli araştırsak organik olmayan o çok popüler markalardan daha bile uygun fiyatlara organik markalara ulaşmak mümkün. Çünkü farkındalık herşeyin başı, önce farkında olmak lazım, sonrası gelecektir.

Organik Günler Dileriz,

Nil Demir