Ekolojik Temizlik Ürünleri

Ekolojik Temizlik Ürünleri

Işıl ışıl parlayan bardaklar, sofralarımızı süsleyen muhteşem desenlere sahip yemek takımları, en sevdiğimiz kıyafetler, nevresimler, perdeler, üzerinde toz kondurmadığımız mobilyalar… Evlerimizde tertemiz olması gereken eşyalardan bazıları. Yine dışarı çıktığımızda da bu temizliğe rastlamak isteriz. Oturduğumuz bir restoranda menünün zenginliğinin yanı sıra servislerin temizliği, çalışanların görünümü ilk dikkatimizi çeken şeylerdendir. Tabi ki bu muhteşem temizliği elde etmek için oluşturulan temizlik malzemesi zulalarımız… En kalitelilerini ve en iyi sonuç verenlerini bulabilmek için araştırmalar yapar, tavsiyeler dinleriz. Hedef temizlik ve hijyen olunca hiçbir ayrıntı gözden kaçmamalıdır (!)

 

Sadece Temizliyorlar mı?

Temizlik ve hijyen için yaptıklarımız, harcadığımız onlarca çaba ve para bizi bu hedefe götürürken bazı ayrıntı olamayacak hususları göz ardı etmemize neden olmamalı değil mi? İşte sağlığımız bu hususların başında. Temizlik yapmak için kullandığımız çoğu malzemenin görünen yüzü, kirlerin ve lekelerin giderilmesi iken, görünmeyen yüzünde ise sağlığımız üzerinde giderilemeyecek hasarlar bırakma ihtimali bulunuyor. Yapılan onca araştırma sarf edilen emek ve paraya rağmen amacımızın aksiyle karşılaşmamız mümkün. Çünkü özellikle çamaşır ve bulaşık deterjanlarının içerikleri hakkında yapılan araştırmalar bunların insan sağlığı, ve ekolojik denge üzerindeki olumsuz etkilerini ortaya koyuyor. Günlük hayatımızda sürekli deterjanlarla haşır neşir oluyoruz. Bu da deterjanların temas ile vücudumuza, akan su ile doğaya karışmasına neden oluyor. Özellikle sıvı sabunlar, şampuanlar, bulaşık ve çamaşır deterjanları, banyo ve mutfaklarda kullanılan yüzey temizleyiciler durulanma zorluklarıyla karşımıza çıkıyor. Yapılan bir araştırmada; iyi bir durulama için çamaşır makinasında 8 ton, bulaşık makinasında 6 ton, banyoda şampuan ve duş jeli için 2 ton su harcanması gerektiği söyleniyor. Başka bir araştırmada ise deterjanla yıkanmış ve durulanmış yemek kaplarında 0,199 – 0,663 mg./lt. deterjana rastlanmıştır. Deterjanların durulanma zorluğu neticesinde yemek kaplarından vücuda günde 75 mg. deterjan alınabiliyor. Bu oran birçok hastalığa davetiye çıkarıyor. Bağırsak kanserine ve ağır akciğer hastalıklarına sebep oluyor. Nitekim deterjanların deriye teması bile cildin yağını alır, kurumasına ve çatlamasına, hassas kişilerde dermatitlerin oluşumuna neden oluyor. Ayrıca bebek ve çocuklarda bu etki daha vahim sonuçlara ulaşabiliyor. Ham petrolden sentetik yolla elde edilen deterjanların içeriğinde genel olarak fenol, amonyak, paraben, naftalin vb. gibi zararlı kimyasal maddeler bulunuyor. Son zamanlarda deterjanlarda biyolojik bozulmaya uğrayan madde kullanılması yaygınlaşsa da bir çok deterjanın içerdiği doğada çözünmeyen inorganik maddeler sulara ve toprağa karışıp buralarda birikerek ekolojik canlılığı tehdit etmeye devam ediyor. Ayrıca petrolden üretilen temizlik malzemeleri uzun vadede kanalizasyon sistemlerine de zarar veriyor.

 

Alternatif Temizlik Ürünleri-Yöntemleri Var mı?

Zararlı deterjanlar konusunda toplum sağlığının ve çevrenin korunmasıyla ilgili kurumlar ile üreticilerin alacakları önlemler yapacakları düzenlemelerin yanı sıra bizler de birkaç alışkanlık değişikliğiyle hem kendimizin ve sevdiklerimizin sağlığını hem de doğayı ve ekolojik canlılığı korumak için adım atabiliriz. Kaldı ki günümüzde organik ve ekolojik ürünlerin kullanımına yönelik artan bir trend mevcut. Yapılan araştırmalar ve tavsiyeler artık hangi markanın daha iyi temizlediği yönünde değil, nasıl daha doğal ve zararsız temizlik elde edebilirim yönüne eviriliyor. Modern yaşam kalıplarının bizi zorladığının aksine daha az şeyle daha sağlıklı ve temiz olunabilir. Evde birkaç malzemeyle hazırlanabilen çamaşır ve bulaşık deterjanları hijyeni sağlamaya yetiyor ve sağlığımızı olumsuz etkilemiyor. Bunu yanı sıra insan sağlığına ve çevreye duyarlı firmalar ve girişimciler bitkisel içerikli temizlik malzemeleri üretmeye çalışıyor. Ağır kimyasal maddeler içeren temizlik malzemeleri kullanılarak daha çok hijyen elde edileceği takıntısından uzaklaşarak evimizde temizleyici içeriğe sahip organik malzemeleri değerlendirmeye, hem sağlığımıza hem doğaya ve ekolojik sisteme zarar vermeyen temizlik ve bakım malzemeleri satın almaya çalışmalıyız.

 

Organik günler dileriz,

 

 

 

 

 

 

 

Çamaşır Suyu Adına Su Denilecek Kadar Masum Mudur?

Çamaşır Suyu Adına Su Denilecek Kadar Masum Mudur?

Bundan önceki yazıyı okuyanlar hatırlayacaktır. Uzman çocuk doktoru Hafize Erkal’ın alerjik hastalıkların artışıyla ilgili yazdığı yazıda, artan alerjik hastalıkların sebeplerinden birinin de kullanılan kimyasal deterjanlar olduğundan bahsedilmişti. Çeşitli besinlere, yada çevrede herhangi bir etkene karşı gelişen alerjik reaksiyonlar hem bebeklerin hem annelerin hayatında oldukça zorlaştırmakta. Temizlik malzemelerinin ise özellikle kronik bronşit ve astımı tetiklediği biliniyor.  Bu durumun bilimsel olarak ortada olması sanırım hayatımızdan bu kimyasalları uzaklaştırmak için oldukça yeterli bir sebep. Buyrun yazıyı da okuyun, belki biraz daha etkili olur…

Yıllar televizyonlarda bangır bangır reklamları yapılan, karşısına çıkan her türlü rengi ağartıp, kirleri arındıran, mikropların korkulu rüyası nam-ı diğer Sodyum Hipoklorit. Elinize, gözünüze, yüzünüze bilümum yerinize değdiğinde yakıcı olup, kalıcı etkiler bırakabileceği bilinmesine rağmen, o bangır bangır dönen reklamlarda bir gün olsun ‘eldivenle kullanınız’ uyarısı yapılmayan bir çeşit su. Evet siz de biliyorsunuz ki adına su demişler, çamaşır suyu, duyan da der ki çamaşırların öz suyu. Annelerin kokusunu duymadan evi temizlenmiş saymadığı, adeta her evin vazgeçilmezi. Yurt dışında birçok ülkede okul, hastane gibi kamu alanlarında kullanımı yasaklanmış olmasına rağmen, bizim lokantalarda, restoranlarda masaların silinmesi için kullandığımız milli suyumuz, çamaşır suyu.

Kıyafetlerde, tuvaletlerde leke hatta renk bırakmayan ve bunu saniyeler içerisinde yapacak kadar güçlü olan bir sıvıya su demek çok da doğru değil zannımca. Zira dikkatsiz kullanımı sebebiyle solunum yolu enfeksiyonlarından, geçici körlüğe, karaciğer sorunlarından astım krizlerine çokça yan etkileri olduğu da kanıtlanmıştır. Artan alerjik hastalıkların bir sebebinin de kimyasal deterjan kullanımı olduğunu yazmıştı Dr. Hafize Erkal, bloğumuzdaki yazısında.  Oysa ki su hayattır.

Beş yıl yurt dışında yaşayıp, dünyanın farklı ülkelerine seyahat etmiş biri olarak gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki biz Türkler oldukça titiz bir milletiz. Bir de öyle bir hal almış ki temizlik anlayışı, fazla çeşit deterjan kullanmak, kısa sürede çamaşır suyunu bitirmek marifetmiş dersiniz. Ama takdir edersiniz ki temizlik kıyafetlerin lekesini çıkarıp, evimizin tuvaletini beyazlatmayla olacak bir iş değildir. Eğer ki siz yaşadığınız 3 odalı evin temizliği için milyonların birlikte paylaşmak zorunda olduğu doğal kaynakları kirletiyorsanız, bir yerde yanlış var demektir. Üzerine oturup düşünülüp, ciddi tartışmaların yapılması gereken bir yanlış… Aslında lavobonuzdaki minik sarı bir lekeyi temizlerken hem kendi sağlığınızı hem sizinle birlikte evinizde yaşayanların sağlığını tehdit etmekle birlikte, su kaynaklarına karışmasına sebep olduğunuz o kimyasallarla suda yaşayan canlıların yaşam alanlarını tehdit ediyorsunuz. Su kaynaklarından toprağa karışan kimyasallar ise o topraklarda yetişen meyve ve sebzeler aracılığıyla tekrardan sizin ve çocuklarınızın vücuduna geri dönmekte.

Çok üzgünüm ama ay bensiz çamaşır susuz yapamam, çamaşır suyu olmadan temizlik olurmuymuş, tuvaleti başka hiçbir şey beyazlatmıyor gibi laflar artık gurur duyulması gereken sözler değil. Bu işlerden biraz anlayan birinin karşısında kurarsanız bu cümleleri, sizi cümleleri kurduğunuza da çamaşır suyunu kullandığınıza da pişman edebilir, aman ha dikkat derim. Sağlıklı yaşam trendlerinin bu kadar artış gösterdiği, bilinçli kesimin hızlıca bilgiye ulaşabildiği günümüzde artık insanlar okuyup, en doğal seçenekleri değerlendirmeye çalışıyor. Ha unutmadan ev yapımı deterjanlar, sabunlar, ve sertifikalı organik deterjanlar bu işin en doğal kısmını oluşturuyor. Sertifikalı kısmına tekrardan dikkat çekiyorum, çünkü sertifikalı demek deterjanın içeriğinde kullanılan ham maddelerin tek tek kontol edilmesi demek, sertifikalı demek deterjanların üretiminden ambalajlanmasına her aşamasında kontrol edilip onaylanması demektir. Bizden söylemesi.

 

Organik günler dileriz,

Dr. Nil Demir